<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1424930883243301358</id><updated>2011-04-21T17:16:58.433-07:00</updated><title type='text'>PSiKOLOJiK DANISMA MERKEZi Strassbourg , Frankfurt , Freiburg, Mannheim ,Karlsruhe Cevresi</title><subtitle type='html'>Kekeme sorununa cözüm,Aile problemi Danismanligi,Frankfurt Türk psikolog,Freiburg Türk Psikolog, Almanyada Türk Psikolog, Karlsruhe icin Türk psikolog,Türk Psikolog Strassburg,Colmar ve Mannheim Bölgesi,Cocuk egitimi, Özgüven gelisimi,Uyum Sorunu,10 günlük Kekemelik Seanslari,Evlilik.Baden - Württemberg Türk Psikolog DA,Fransa icin Türk Psikolog</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://kekeleme.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1424930883243301358/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kekeleme.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Erdinc Üstündag</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03868180607183509080</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_MUERWkh20_0/SO5mbsCdWDI/AAAAAAAAACY/gZNhlP1QWmE/S220/CIMG3170.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>10</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1424930883243301358.post-115238262387233912</id><published>2008-07-27T13:15:00.001-07:00</published><updated>2008-07-27T13:15:35.423-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1424930883243301358-115238262387233912?l=kekeleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1424930883243301358/posts/default/115238262387233912'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1424930883243301358/posts/default/115238262387233912'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kekeleme.blogspot.com/2008/07/blog-post_27.html' title=''/><author><name>Erdinc Üstündag</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03868180607183509080</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_MUERWkh20_0/SO5mbsCdWDI/AAAAAAAAACY/gZNhlP1QWmE/S220/CIMG3170.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1424930883243301358.post-7939432132493731798</id><published>2008-07-27T13:12:00.001-07:00</published><updated>2008-07-27T13:12:29.013-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1424930883243301358-7939432132493731798?l=kekeleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1424930883243301358/posts/default/7939432132493731798'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1424930883243301358/posts/default/7939432132493731798'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kekeleme.blogspot.com/2008/07/blog-post.html' title=''/><author><name>Erdinc Üstündag</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03868180607183509080</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_MUERWkh20_0/SO5mbsCdWDI/AAAAAAAAACY/gZNhlP1QWmE/S220/CIMG3170.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1424930883243301358.post-7521302434807818650</id><published>2008-07-27T12:36:00.000-07:00</published><updated>2008-10-09T12:52:02.667-07:00</updated><title type='text'>KEKEMELIK KALICI DEGiLDiR   -     AILELERIN DIKKATINE</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;KEKEMELIK KALICI DEGiLDiR - AILELERIN DIKKATINE&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tüm&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;Bireylerin Konuşmasi Bir Miktar Pürüzlü Degil midir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet. Hemen hemen tüm çocuklar konuşma gelişimlerinin ilk aşamalarinda akicilik sorunu yaşarlar. Yetişkinler de konuşmalari sirasinda zaman zaman araya heceler ekleyebilir, sözcükleri, söz öbeklerini ve sesleri tekrar edebilirler. Ama bu tip pürüzlü konuşmalar normal kabul edilebilir ve bir nedene bagli degildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kekemeligin Nedenleri Nedir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kekemeligin nedenlerine ilişkin henüz bir bilgimiz yoktur. Farkli bireylerde farkli nedenleri olabilir ya da birkaç etken bir araya geldiginde de ortaya çikabilir. Kekemeligin nedenleri ile kekemeligin sürmesi ya da kötüleşmesinin nedenleri farkli olabilir.Kekemelik Duygusal ya da Psikolojik Sorunlardan mi kaynaklanmaktadir?Kekeleyen çocuklarin kekelemeyen çocuklara göre daha fazla psikolojik sorunu yoktur. Genelde, yaygin inanişin aksine kekemeligin duygusal travmaya bagli olarak ortaya çiktigina ilişkin bir bulgu yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kekemelik Hangi Yaşta Ortaya Çikar ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kekemelik çok erken yaşlarda başlar (2-5 yaş). Bazen ilk kez okul çaginda, daha nadir olarak da yetişkinlikte ortaya çikmaktadir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Galiba Çocugum Kekelemeye Başladi, Beklemeli miyim Yoksa Yardim mi Almaliyim?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocugunuzun degerlendirilmesi için kekemelik hakkinda bilgisi ve deneyimi olan bir uzmana başvurmalisiniz. Bazi çocuklar pürüzlü konuşmalarinin üstesinden gelebilirler, bazi çocuklar ise bunu gerçekleştiremezler. Kekemelik sorununa, gelişimin erken aşamalarinda müdahale edilirse önleme olasiligi artar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kekemelik Geliştiginde Tedavi Edilebilir mi?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet. Hem çocuklarin hem de yetişkinlerin tedavisine yönelik bir çok başarili yaklaşim vardir. Bir tedavi yaklaşiminin digerinden üstün olduguna yönelik bilimsel veri yoktur. Kekemelik Iyileştirilebilir mi?Kekemelik için iyileştirme terimini kullanmaktan kaçinmak en iyisidir. Kekemelik bir hastalik degildir. Amaç iletişimde başarili olmak ve akiciligi arttirmak olmalidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çocugumun Pürüzlü Konuşmasini Duydugumda Ne Yapmaliyim?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar genelde pürüzlü konuşmalarinin farkinda degildir. Dikkatlerini pürüzlü konuşmalarina çekmeyin, “dur ve tekrar dene”, “konuşmadan önce düşün”, “daha yavaş konuş” demeyin. Çocuğun söylediğini dikkatle ve sabırla dinleyin ve çocuğun nasıl söylediğine odaklanmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bu Sorun İçin Kim Yardımcı Olabilir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kehl Ofisimize basvurabilirsniz. 10 ile 12 günlük özel danismanlik günleri organize ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 Günde Hayatinizda cok farkli bir kimlik kazanacaksiniz ve artik dugularinizi gizlemeyeceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PSIKOLOJIK DANISMAN&lt;br /&gt;ERDINC ÜSTÜNDAG&lt;br /&gt;+49-7851- 496 15 03&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1424930883243301358-7521302434807818650?l=kekeleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1424930883243301358/posts/default/7521302434807818650'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1424930883243301358/posts/default/7521302434807818650'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kekeleme.blogspot.com/2008/07/kekemelik-kalici-degildir-ailelerin.html' title='KEKEMELIK KALICI DEGiLDiR   -     AILELERIN DIKKATINE'/><author><name>Erdinc Üstündag</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03868180607183509080</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_MUERWkh20_0/SO5mbsCdWDI/AAAAAAAAACY/gZNhlP1QWmE/S220/CIMG3170.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1424930883243301358.post-2378137251534998907</id><published>2008-04-16T14:55:00.000-07:00</published><updated>2008-04-16T14:57:00.332-07:00</updated><title type='text'>Problemsiz Bir Gün İçin...</title><content type='html'>İş, ev ve özel hayatınızda olup biten bir sürü olay var. Ve siz bunları bir türlü kafanızdan atamıyorsunuz. Sorunlar büyüdükçe sizin sabrınız azalıyorsa önerilerimize kulak verin!Bol bol ara verin...Ara vermek, insanın kendi dünyasıyla başbaşa kalmasını, işlerden uzaklaşmasını sağlar. Bu küçük araları günde en az 10 kez vermek gerekir. Oturduğumuz yerde duruş biçimimizi değiştirme, sırtı dikleştirme hatta imkanımız varsa esneme hareketleri bizi rahatlatabilir. Gün içinde birkaç kez kaslarımızı gevşetmek gerekir. Sürekli kullandığımız vücut hareketlerinin tam tersini uygulayın. Örneğin sekreterseniz ve hep aynı yönden telefonlara bakıyorsanız başınızı diğer tarafa doğru iyice gerin. Kaslarınızın gevşediğini hissedeceksiniz. Derin nefes alınAra sıra göğüs kafesi yerine diyaframdan nefes almaya çalışın. Bu siz mutlaka rahatlatacaktır. Doğal ışık dinlendirirİş ortamında ışığın doğala yakın bir renkte olması, değişik kaynaklardan gelmesi gerekir. Yetersiz ışık daha fazla yoğunlaşmayı gerektirir. Bu bakımdan aşırıya kaçmamak, masayı güneş alacak şekilde yerleştirmek, halojen lambalar kullanmak daha uygun olacaktır. Çalışma masanızın yerini değiştirinÇok sık olmamak koşuluyla arada bir masanın yerini değiştirmek iyidir. Aynı zamanda masanın üstünde ve çevresinde duran eşyaların yerleri de değiştirilebilir. Bu uygulama tekdüzeliği kırar ve stresin doğmasını önler. Dağınıklığı dert etmeyinGerekli özeni göstererek bu sorunla kolayca başa çıkılabilir. Bunun için ayda bir olağanüstü toparlamalara girmeye gerek yoktur. Günümüzün 10 dakikasını odanızı düzenlemeye ayırmak yeterlidir. Belgeleri hemen çanta ya da dosyaya yerleştirin. Masanızda sadece o gün kullanacaklarınız bulunsun. Son önerilerBaşkalarına yönelik olumsuz duygularınızı sakince anlatmayı deneyin. Bu duyguları ne kadar uzun süre içinizde tutarsanız, stresiniz o ölçüde artacaktır. Kolay erişebileceğiniz hedefler için fazla beklemeyin; kendinize çok sayıda küçük ve kolay hedefler belirleyin. Ara sıra iyi anılarınızdan yararlanın; geçmişteki olaylara dönün ve yaşamınıza biraz neşe katacağınıza inandığınız projelerin programını yapın. Onlara ulaşmayı bekleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psikolojik Danismanlik Merkezi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdinc ÜSTÜNDAG&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;07851-496 15 03&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;email : psikolojik@web.de&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1424930883243301358-2378137251534998907?l=kekeleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1424930883243301358/posts/default/2378137251534998907'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1424930883243301358/posts/default/2378137251534998907'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kekeleme.blogspot.com/2008/04/problemsiz-bir-gn-iin.html' title='Problemsiz Bir Gün İçin...'/><author><name>Erdinc Üstündag</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03868180607183509080</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_MUERWkh20_0/SO5mbsCdWDI/AAAAAAAAACY/gZNhlP1QWmE/S220/CIMG3170.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1424930883243301358.post-411809132248613646</id><published>2008-04-16T14:53:00.000-07:00</published><updated>2008-04-16T14:55:17.138-07:00</updated><title type='text'>KEKEMELiGE 10 Günlük Seanslar</title><content type='html'>“Kekeme çocuklar okulda başarısız olurlar!”&lt;br /&gt;“Kekeme çocuklar okulda başarısız olurlar”. Kekeme çocuklar çocuğu zaman konuşmaktan kaçınırlar ve çok iyi bildikleri şeyler hakkında dahi konuşmayabilirler. Bu da ilk etapta onların yanlış tanınmalarına neden olur. Kekemeler zihinsel gelişim açısından diğer bireylerden daha geri değildirler. Yalnız konuşma konusunda daha isteksiz olabilirler. Değişik alanlardaki başarılarıyla topluma malolmuş bir çok kekeme vardır. Aristotle, Charles Darwin, Marylin Monroe, Bruce Willis, Isaac Newton, Musa Peygamber.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kekemelik Belirtileri Nelerdir?&lt;br /&gt;·        Ses, hece ya da kelime tekrarları (K-k-k-kalem aldım/ Dün ha-ha-halama gittik/ Ben- ben-ben geldim.)&lt;br /&gt;·        Ses uzatmaları (aaaaabim / sssssenin)&lt;br /&gt;·        Abartılı yüz ve beden hareketleri (ayakları yere vurma, kaş kaldırma, burun kanatlarının hareket etmesi, göz yumma, göz kırpma, kolların aşırı hareket etmesi, başını sallama, dudakları büzme, dil ve dudaklarda titreme, abartılı ağız, çene hareketleri vb.)&lt;br /&gt;·        Düzensiz nefes alma. Konuşurken nefes almaya çalışma.&lt;br /&gt;·        Konuşmaktan kaçınma.&lt;br /&gt;·        Bir şeyi söylerken takıldığında konuyu değiştirme ya da konuşmaktan vazgeçme.&lt;br /&gt;·        Konuşamadığına ilişkin yorumlarda bulunması. (Konuşamıyorum, konuşmaya başlayamıyorum, arkadaşlarım konuşmamla alay ediyor vb kendi konuşmasına ilişkin yorumlarda bulunması, konuşurken yüzünü saklama ya da ağlama vb).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kekemeliğin Arttığı Durumlar:&lt;br /&gt;Telefonda, kalabalık dinleyicilere ve otorite figürlerine karşı konuşma, fıkra anlatma, birinin adını söyleme, adı sorulduğunda cevap verme, zaman baskısı altında olma, beklenmedik bir durumla karşılaşma, yeni insanlarla tanışma, yeni bir şey söylemek durumunda kalma.&lt;br /&gt;Kekemeliğin Azaldığı / Yok Olduğu Durumlar:&lt;br /&gt;Şarkı söyleme, küfür etme, dua okuma, koroyla ya da diğer bir kişiyle birlikte okuma, fısıltıyla konuşma, küçük çocuklarla konuşma, yüksek/ maskeleyici gürültünün etkisi altında konuşma, monoton konuşma, ritim tutarak konuşma. Bu gibi konuşma durumlarında en ağır kekemelerin bile oldukça akıcı konuşabildiklerini görebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KE-KE-ME-LİK  SEANSLARI KESINLIKLE MÜMKÜNDÜR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdinc Üstündag -&lt;br /&gt; Psikolojik Danismanlik Merkezi  -- psikolojik@web.de  -----  +49- 7851- 4961503&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1424930883243301358-411809132248613646?l=kekeleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1424930883243301358/posts/default/411809132248613646'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1424930883243301358/posts/default/411809132248613646'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kekeleme.blogspot.com/2008/04/kekemelige-10-gnlk-seanslar.html' title='KEKEMELiGE 10 Günlük Seanslar'/><author><name>Erdinc Üstündag</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03868180607183509080</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_MUERWkh20_0/SO5mbsCdWDI/AAAAAAAAACY/gZNhlP1QWmE/S220/CIMG3170.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1424930883243301358.post-3280970956307957385</id><published>2008-01-01T06:53:00.001-08:00</published><updated>2008-01-01T06:54:14.630-08:00</updated><title type='text'>KEKEMELIK ORTADAN KALKIYOR</title><content type='html'>&lt;strong&gt;KEKEMELIK ORTADAN KALKIYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artik Kekeme olan Kisilerin kendilerini saklamaya duygularini gizlemeye hic ama hic ihtiyaclari yok. Cünkü azmin elinden hic birsey kurtulmadigi gibi KEKEMELLIKTE kurtulamiyor.Kisa zamanda 12-14 gün icinde kisiler hayatlarinda yeni bir perde acabiliyorlar. Bugüne kadar bircok terapi denemis olan ve hayallari umutlari kirilan herkes icin gecerlidir. kisi kendisi zaten ilerlemenin farkina hemen 2. 3. günde otomatik olarak variyor ve daha cok azimle calismaya basliyor. Amac nefes alip vermeyi tamamen otokontrol altina almak ve hakimiyet saglamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailelerden ricamiz lütfen gerekli olan bu kisa zamani kendilerine ayirip bu sorunu olan ýakinlariyla ilgilensinler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önümüzde daha cok uzun bir ömür var.Özelliklede genclerimizin hayat boyu bu sikinti ile yasayip kendilerini ifade etmekten kacmaktansa, ömürlerinde sadece 12 ile 14 gün ayirip cözüm bulmaya calismalarini öneriyorum .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 ile 14 gün icerisinde gercek duygu ve düsüncelerimle herkesin karsina cikip cekinmeden, fikrimizi söyleyip dile getirebiliriz.&lt;br /&gt;Cünkü Kekemelik sorunu olan kisiler kesinlikle cok zeki ve kabiliyetlidirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PSIKOLOJIK DANISMAN ERDINC ÜSTÜNDAG&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1424930883243301358-3280970956307957385?l=kekeleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1424930883243301358/posts/default/3280970956307957385'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1424930883243301358/posts/default/3280970956307957385'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kekeleme.blogspot.com/2008/01/kekemelik-ortadan-kalkiyor.html' title='KEKEMELIK ORTADAN KALKIYOR'/><author><name>Erdinc Üstündag</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03868180607183509080</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_MUERWkh20_0/SO5mbsCdWDI/AAAAAAAAACY/gZNhlP1QWmE/S220/CIMG3170.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1424930883243301358.post-1812464493564087295</id><published>2008-01-01T06:52:00.000-08:00</published><updated>2008-01-01T06:53:20.583-08:00</updated><title type='text'>Esinizden Ayrilmakmi istiyorsunuz?</title><content type='html'>&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Evlilikler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"‘Hiçbir evlilik sonsuza kadar sürmez!’ yargısı elbette yanlış. Bazen boşanma, evli çiftler için tek çözüm sayılabilir. Ancak uzmanlar, en ufak sorunda veya krizde boşanmayı bir çözüm olarak görmenin yanlışlığı üzerinde duruyorlar...Bu konuda yapılan araştırmalar, birçok boşanmanın çözülebilir nedenlerden kaynaklandığını ortaya çıkarıyor. Öyle ki, boşanmak isteyip de uzmana başvuran çiftlerin çoğu, bu kararlarından vazgeçebiliyorlar. Tabii bu, sırf beraberliği sürdürmek adına, kesinlikle tükenmiş bir evliliği devam ettirin anlamına da gelmiyor. Sadece, en ufak sorunda "Ondan ayrılmak istiyorum" gibi düşüncelere kapılmayın yeter! Çünkü bu tip düşünceler ve yaklaşımlar, aslında yürütülebilecek veya yoluna sokulabilecek ilişkileri bile tüketir. Siz en iyisi, şunları bir gözden geçirin... Evliler toplumun gözünde bir numaraEvlilik toplum içersinde büyük önem taşıyan bir kurum. Evli çiftler toplum da daha yüksek statülere sahip oluyorlar. Üstelik evli kişiler çevrelerinde, bekarlara oranla daha fazla güven uyandırıyor. Tabii bu herkes için geçerli değil! Ancak genel olarak toplum içinde evliliğe bakış açısı böyle.Boşanma sonrası çevre daralıyorEvli çiftlerin arkadaş çevreleri, çift taraflı olduğu için, geniş oluyor. Fakat boşanma sonrası bu arkadaşlıkların bir kısmı kayboluyor. Ve genellikle boşanma sürecinde arkadaşların yalnız bırakmama vaadleri de boş çıkıyor. Bu, bütün arkadaşlıklar için geçerli olmasa da, evlilik dahilinde oluşmuş çoğu arkadaşlıklarda böyle.Evliler iş hayatında daha başarılıGünümüzde, özellikle Avrupa ülkelerinde işverenler, çalışanlarının, özellikle müdür seviyesinde olanların evli olmalarını tercih ediyor. Bunun nedenleri arasında, evlilerin daha düzenli yaşamaları ve daha çok rekabete girebilmeleri yatıyor.Evlilik cinsel hayatı düzene sokuyor Düzenli bir hayat sağlayan evlilik, düzenli bir cinsel hayatı da beraberinde getiriyor. Üstelik evli çiftler birbirini daha iyi tanıdığı için, cinsel ilişki daha da renklendirilebiliyor. Tabii ilişkinin monotonluğa doğru sürüklenmesini de engellemek gerekiyor. Çocuklar anne babayı birlikte istiyorHiçbir çocuk anne ve babasının ayrılmasını istemiyor. Üstelik böyle bir durum, çocuklarda bazı psikolojik sorunlara da yol açabiliyor. Genellikle boşanma sonrası çocuklar, bunun kendilerinden kaynaklandığını düşünerek, suçluluk duygusuna kapılıyorlar. Bunun yanında boşanma sırasında anne ve babanın velayet konusunda tartışmaları da çocukları olumsuz etkiliyor. Beraberlik huzur veriyor&lt;br /&gt;Avrupa’a yapılan bir araştırmaya göre, yeni boşanan kişiler, ilk günlerde kendilerini çok rahat hissediyorlar. Ancak birkaç ay sonra yalnızlık hissiyle beraber karamsarlık duygusu da gelişiyor.Boşanma ek sorumluluk getiriyorİnsan boşandıktan sonra bütün kararları tek başına almaya başlıyor. Ayrıca bütün yaşamsal koşulların da tek başına üstesinden gelmesi gerekiyor. Bu nedenle, ilişkinizin boşanmaya varacağını hissediyorsanız, kesinlikle eşinizle ortak borca girmeyin. Aksi halde ayrıldıktan sonra bunları ödemek gücünüze ve ağırınıza gider.Birlikten güç doğuyorEvli çiftler kendilerini daha güçlü hissediyor. Ayrıca sorunların üstesinden daha kolay geliyorlar. Boşanma sonrası bütün yaşananları unutma süreci, kişiyi bir dönem boşluğa düşürebiliyor.Boşanmayla sorunlar bitmiyorGelen gideni aratır derler. Genellikle boşandıktan sonra güzel beklenti ve umutlarla yeni ilişkiler kurulur. Ancak çoğunlukla bu beklentiler gerçekleşmez ve hüsran yaşanır. Bazı durumlarda bir süre sonra ayrılınan eşin yokluğu hissedilmeye başlar. Bu nedenle, kesinlikle ayrıldıktan sonraki ilişkinizin daha iyi olacağı düşüncesine kapılmayın.Boşanma yeni bir adaptasyon gerektiriyorBoşanmadan sonra her şey, en önemlisi de bütün düzen değişiyor. Yeni bir ev, düzen, kısacası çoğu şey değişiyor. Bütün bu değişikliklere alışmak da belli bir süre gerektiriyor. Tabii bunların üstesinden gelmek de yorucu. Bu nedenle, boşanmaya karar vermeden önce bütün bunları mutlaka gözden geçirin.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1424930883243301358-1812464493564087295?l=kekeleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1424930883243301358/posts/default/1812464493564087295'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1424930883243301358/posts/default/1812464493564087295'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kekeleme.blogspot.com/2008/01/esinizden-ayrilmakmi-istiyorsunuz.html' title='Esinizden Ayrilmakmi istiyorsunuz?'/><author><name>Erdinc Üstündag</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03868180607183509080</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_MUERWkh20_0/SO5mbsCdWDI/AAAAAAAAACY/gZNhlP1QWmE/S220/CIMG3170.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1424930883243301358.post-9195879507245075901</id><published>2008-01-01T06:49:00.000-08:00</published><updated>2008-01-01T06:51:00.018-08:00</updated><title type='text'>Evlilik Terapisi</title><content type='html'>Degerli Dostlar yeni yilinizi en icten dileklerimle kutlar herseyin gönlünüzce olmasini temenni ederim. Umarim birbirimize ve olaylara karsi daha hosgörülü yaklasir ve hayati positif olarak sürdürmeyi basaririz.Yaptigimiz Seminerlerde, katildigim Televizyon Programlarinda hep ayni noktayi belirtiyorum. Lütfen özen gösterip&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAYATA KÜSMEYELiM.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlilik ve aile terapileri, eşlerin iyi niyetine rağmen ortaya çıkan iletişimsizlik problemini ortadan kaldıracak, eşlere yardım amaçlı programlardır. Evliliğinizde eşinizle birlikte üstesinden gelemediğiniz uyum ve iletişim sorunlarınız varsa, tarafsız bir aile terapistine başvurmanız, çözüm için atabileceğiniz en önemli adım olabilir.Sorunu ailenize aktarmayınEvliliklerde uyum sorunu ve iletişim bozukluğu yaşayan çiftlerde konuyu aralarında anlayışla ve samimiyetle konuşmak çok önemli bir adımdır. Sorunların her iki tarafın ailelerine aktarılması ise olayın daha fazla büyütülerek çözümün daha da güçleşmesine neden olacaktır; çünkü aile ortamındaki tartışmalar ve suçlayıcı konuşmalar, ailelerin beklentilerini ifade ediş biçimleri, sorunları pekiştirerek onarılmaz hale getirecektir. Hata sadece eşinizde mi?Evliliklerde çok yaygın olarak yaşanan bir hata, eşlerin evliliği çıkmaza sürükleyen kişi olarak hep karşılarındakini görme ve göstermeleridir. Genellikle kendi hatalarının farkında olmazlar. Çoğu zaman erkek, evlilikte ortaya çıkan uyumsuzlukları düzeltmek için çaba göstermek yerine evden kaçmayı, işine ve arkadaşlarına daha çok vakit ayırmayı, zaman zaman da içkiye ya da evlilik dışı bir ilişkiye yönlenmeyi seçer. Bu, bir anlamda erkeğin evlilikte yaşadığı sorunlara tepki veriş şeklidir. Bu durum kadını, eşi tarafından ihmal edildiği duygusu yaşamaya, dolayısıyla bazen yersiz kıskançlıklara, davranış bozukluklarına, suskunluğa ya da iletişimsizliğe itebilir. Aile terapisti sizi tarafsız olarak görebilirEvlilik bünyesinde var olan sorunlar, anlaşmazlıklar ve iletişimsizlik, her iki taraf için de giderek psikolojik sorunlar yaratabilir. Bu durumda, suçlayıcı olmayan ve tarafsız bir aile terapisti, eşlerin sorunları nasıl algıladığını, hangi duygu ve düşüncelerle tepki verdiğini anlayıp, her iki tarafa da bilgi verebilir. Terapi süresince, eşlerin birbirlerini daha iyi anlayabilmeleri, davranışlarını ve bu davranışların karşı taraf üzerinde yarattığı etkileri fark etmeleri, beklentilerine uygun davranmaları sağlanabilir. Ancak, sorunun kendisinde olmayıp karşı tarafta olduğunu söyleyen ve terapiye gelmeyi reddeden eş, diğer eşin terapisini de güçleştirir ve hatta imkansız hale getirebilir. Oysa bir evlilikte sorunlar varsa, tek eşin sorunu olarak değil, ancak bir bütün olarak ele alındığında düzeltilebilir. Bu nedenle, evliliğini kurtarmak isteyen çiftlerde her iki eş de soruna sahip çıkmalı ve düzeltmek için çaba göstermelidir.Evlilikteki mutluluğun sırrı empatide gizliEmpati, kendisini karşısındakinin yerine koyarak onun duygularını anlamaya çalışmak demektir. Evlilik ve aile terapilerinde empati eğitimi, eşlerin birbirlerini anlamaları açısından büyük önem taşımaktadır. Terapi süresince, eşlerin birbirlerini daha iyi anlamaları öğretilir. Gereksiz çatışma ve anlaşmazlıklara yol açan yanlış anlama ve iletişim kopuklukları giderildiğinde, pek çok evlilik hakim önüne gitmekten kurtarılabilir. Var olan sorun eş desteği ile atlatılırEvlilik ve aile terapileri, aile bireylerinden yalnızca birinin belirgin psikolojik problemlerinin bulunduğu durumlarda, örneğin depresyon, panik atak, heyecan kontrolsüzlüğü, davranış bozuklukları gibi bir problemi olan tarafı bireysel olarak tedavi ederken, diğer eşi de problemi ortadan kaldırabilmeye yardımcı olması için yönlendirir. Bir anlamda, eşinin sorunuyla başa çıkma yollarını öğretir. Her iki eşe de sağlıklı iletişim kurmayı öğretirken, yıkılmaya hazırlanan yuvanın kurtulmasına yardımcı olur. Unutmayın; evliliğinizde eşinizle birlikte üstesinden gelemediğiniz uyum ve iletişim sorunlarınız varsa, tarafsız bir aile terapistine başvurmanız, çözüm için atabileceğiniz en önemli adım olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Psikolojik Danisman: Erdinc Üstündag / Kehl   -  07851- 496 15 03    /     erdinc80@web.de&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1424930883243301358-9195879507245075901?l=kekeleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1424930883243301358/posts/default/9195879507245075901'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1424930883243301358/posts/default/9195879507245075901'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kekeleme.blogspot.com/2008/01/evlilik-terapisi.html' title='Evlilik Terapisi'/><author><name>Erdinc Üstündag</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03868180607183509080</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_MUERWkh20_0/SO5mbsCdWDI/AAAAAAAAACY/gZNhlP1QWmE/S220/CIMG3170.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1424930883243301358.post-6988450941198890111</id><published>2008-01-01T04:36:00.000-08:00</published><updated>2008-01-01T04:37:18.575-08:00</updated><title type='text'>Özgüven nasil gelisir?</title><content type='html'>Çocuğunuzun hayatta başarılı olmasının ön koşullarından biri kendine güvenli bir birey olarak yetişmesidir. Oysa kızgınlık anında söylenen sözler, verilen olumsuz tepkiler özgüven gelişimini engeller. Çocuklar okul çağına geldiklerinde özsaygı duygusu da gelişmiş olur. Özsaygısı gelişmiş bir çocuk yeni şeyler denemek, arkadaş edinmek ve genel anlamda başarılı olmak için özgüvene sahip olur. Özsaygısı fazla gelişmemiş bir çocuksa bu alanlarda zorluk çeker ve daha çok yardıma ihtiyaç duyar. Çocuğunuza nasıl güven aşılayabilirsiniz? Çocuğunuzun kendine güven duygusu geliştirmesinde size büyük görev düşüyor. Bunun çocuğunuzun tüm hayatını etkileyeceğini düşünerek şu ipuçlarından faydalanabilirsiniz: Çocuğunuza inanın ve bunu gösterin. Kendisinin değerli ve herkesçe sevilebilecek biri olduğunu anlamasını sağlayın. Onu övün ve olumlu davranışlarına olumlu tepkiler verin. Çocuğunuz değerini ve başarılarını sizin onun hakkında ne düşündüğünüzle ölçer. "Aferin, bu zor bir işti ve sen bunu başardın." gibi sözler genç kulaklara müzik gibi gelir. Ayrıca çocuğunuzla konuşurken hata yapmanın normal olduğunu, herkesin hata yapabileceğiniz ve bunun büyümenin bir parçası olduğunu da söyleyin. Fazla eleştirel olmaktan kaçının. Bu, özgüvene zarar verir.Onu dinlediğinizi belli edin. Çocuğunuzun anlattıklarını dikkatle dinleyin, anladığınızdan emin olmak için duyduklarınızı tekrarlayın ve çocuğunuzun anlatmaya devam etmesini sağlamak için olumlu tepkiler verin. Çocuğunuzun duygularını anladığınızı gösterin ve onun bu duyguları sözel olarak ifade etmesine yardımcı olun. Davranışları eleştirin, çocuğunuzu değil. Bu tuzağa düşmek çok kolaydır ama çok fazla eleştiri, çocuğunuzun kendisini kötü biri olarak görmesine ve kendi aptallığı ya da yaramazlığı nedeniyle kötü şeylere sebep olduğunu düşünmesine yol açar. Eğer bu uzun süre devam ederse, çocuğa büyük ölçüde zarar verir. Kızdığınız şeyin yapılan bir hareket ya da sevmediğiniz bir davranış olduğu konusunda net olun ve çocuğun bunu anlamasını sağlayın. Çocuğunuzun güçlü olduğu yanlarına odaklanın, zayıf olduklarına değil. Size sıkıcı gelse bile, çocuğunuzun ilgi alanlarına saygı duyun. Arkadaşlarıyla ve okulda yaptıklarıyla samimi bir şekilde ilgilenin. Dinlediğinizi göstermek için yorum yapın. Çocuğunuzun samimi olarak yansıttığı korku ve güvensizlikleri kabul edin. Bunlar size önemsiz görünebilir ama bir kenara atmayın. Çocuğunuz matematiği yapamadığını söylediğinde, "Saçmalama" ya da "O zaman çalışmaya başlasan iyi olacak." gibi şeyler yerine "Matematik zor geliyor olabilir, sana nasıl yardımcı olabilirim?" demeye gayret edin. Bağımsız olması konusunda destek verin. Çocuğunuzu yeni şeyler denemesi için yüreklendirin. Bir işi başarmak özgüvenini arttırır ve bazen de yaptığı hatalar sayesinde yepyeni şeyler öğrenir. Çocuğunuzla beraber gülün, ona karşı değil. Çocuğunuzun başarılarına odaklanın. Bu yüzme, müzik, resim ya da başka şeyler olabilir. Hatalarına, başarısızlıklarına odaklanmayın. Çocuğunuz yetersiz olduğu alanların ve neleri yapamayacağının gayet farkındadır. Eğer sürekli bu alanlara dikkati çeker, ya da çocuğunuzu eleştirirseniz özgüven ortadan kalkar. Bunun yerine çocuğunuzu doğru yaptıkları için övün ve ona destek vererek motive edin. Yanlış yaptığında ise onu değil, yaptığı davranışı eleştirin. Kızgınlık anında insan düşünmeden konuşabilir. "Saçmalama, aptallaşma, amma da beceriksizsin." gibi olumsuz cümleler sarf edebilir. Oysa çocuğunuz bunları ciddiye alır. Bu da özgüveninin gelişimini olumsuz etkiler. Hatta kendiniz hakkında söylediğiniz olumsuz şeyler bile çocuğunuzun güvenini etkileyebilir; çünkü çocuklar yetişkinleri taklit etme eğilimindedir. "İşte bir dakika daha duramayacağım.", "Artık bu baskıya dayanamıyorum" gibi sözler, çocuğunuzda sizin hayatın zorluklarıyla baş edemeyeceğinize dair bir düşünce uyandırarak gene özgüvenini etkileyebilir. Bu nedenle konuşmadan önce iyice düşünün ve sözcüklerinizi dikkatli seçin. Aşağıdakilerin hepsi çocuğunuzun güvenini olumsuz etkileyebilir: Ona onu sevmediğinizi söylemeniz "Aptal" gibi sözcükler kullanarak sürekli eleştirmeniz Hiç doğmamış olmasını dilemeniz Onu aşağılamanız ve ona isimler takmanız Çocuğunuzun yaptıkları ve hissettikleriyle sürekli dalga geçmeniz Acımasız sataşmalar ve iğneleyici konuşmalar Sürekli şikayet etmek Öfkeli bir şekilde bağırmak, küfretmek. Özür dilemeyi bilin Hiçbirimiz aziz değiliz ve bazen sonradan pişman olacağımız şeyler yapabilir ya da söyleyebiliriz. Eğer böyle bir durum olursa, en iyisi bunu hemen o anda çocuğunuza itiraf etmeniz ve "Bunu asla söylememeliydim. Kırıcı davrandım ama amacım bu değildi. Sadece bugün çok yorgunum." diyerek ona sarılmanız ve onunla barışmanızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psikolojik Danisman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdinc Üstündag&lt;br /&gt;07851 – 4961503&lt;br /&gt;Erdinc80@web.de&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1424930883243301358-6988450941198890111?l=kekeleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1424930883243301358/posts/default/6988450941198890111'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1424930883243301358/posts/default/6988450941198890111'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kekeleme.blogspot.com/2008/01/zgven-nasil-gelisir.html' title='Özgüven nasil gelisir?'/><author><name>Erdinc Üstündag</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03868180607183509080</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_MUERWkh20_0/SO5mbsCdWDI/AAAAAAAAACY/gZNhlP1QWmE/S220/CIMG3170.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1424930883243301358.post-3764057502613439115</id><published>2007-12-31T18:37:00.000-08:00</published><updated>2007-12-31T18:41:53.371-08:00</updated><title type='text'>Kekemelige Son</title><content type='html'>Yillardir izledigimiz Türk Sinemalarinda eski Yesilcam Filmlerinde  Kekeme sorunu olan yani kekeleyen insanlar ile sürekli alay edilmisdir.Ayrica kendilerini rencide edici rollerde oynatmislardir. Buda Kekeme sorunu olan ve sinemayi izleyen o kiside cok derin yaralara yol acabiliyor.Dolayisiyla bizim toplum olarak biraz daha anlayisli olmamiz ve kisilerin zaten zor olan durumunu iyiden iyiye zorlastirmak yerine kendilerine yardimci olmaliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat artik Kekeme olan Kisilerin kendilerini saklamaya duygularini gizlemeye hic ama hic ihtiyaclari yok. Cünkü azmin elinden hic birsey kurtulmadigi gibi KEKEMELLIKTE kurtulamiyor.Kisa zamanda 12-14 gün icinde kisiler hayatlarinda yeni bir perde acabiliyorlar. Bugüne kadar bircok terapi denemis olan ve hayallari umutlari kirilan herkes icin gecerlidir. kisi kendisi zaten ilerlemenin farkina hemen 2. 3. günde otomatik olarak variyor ve daha cok azimle calismaya basliyor. Amac nefes alip vermeyi tamamen otokontrol altina almak ve hakimiyet saglamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailelerden ricamiz lütfen gerekli olan bu kisa zamani kendilerine ayirip bu sorunu olan ýakinlariyla ilgilensinler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önümüzde daha cok uzun bir ömür var.Özelliklede genclerimizin hayat boyu bu sikinti ile yasayip kendilerini ifade etmekten kacmaktansa, ömürlerinde sadece 12 ile 14 gün ayirip cözüm bulmaya calismalarini öneriyorum .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 ile 14 gün icerisinde gercek duygu ve düsüncelerimle herkesin karsina cikip cekinmeden, fikrimizi söyleyip dile getirebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cünkü Kekemelik sorunu olan kisiler kesinlikle cok zeki ve kabiliyetlidirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PSIKOLOJK DANISMANLIK MERKEZI&lt;br /&gt;ERDINC ÜSTÜNDAG&lt;br /&gt;Tel: 07851  /  4 96 15 03&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1424930883243301358-3764057502613439115?l=kekeleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1424930883243301358/posts/default/3764057502613439115'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1424930883243301358/posts/default/3764057502613439115'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kekeleme.blogspot.com/2007/12/kekemelige-son.html' title='Kekemelige Son'/><author><name>Erdinc Üstündag</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03868180607183509080</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_MUERWkh20_0/SO5mbsCdWDI/AAAAAAAAACY/gZNhlP1QWmE/S220/CIMG3170.JPG'/></author></entry></feed>
